aramak istediğiniz resim veya kelimeyi yazınız...

Hakkı Üncü

Hakkı Üncü

Hakkı Üncü
Kentin Yeniden Paylaşımı ve Kentsel Dönüşüm
Türkiye

Sergi Hikayesi: Güneş doğuyor, güneş batıyor, gölgeler uzuyor ve kısalıyor dar sokaklar üzerinde. Bazen yağmur suları süzülüyor saçaklardan, bazen de taze yağmış karlar üzerinde ayak izleri beliriyor. Kadınlar sohbet ediyor işte kapı önlerinde örgü örerken, çocuklar da uçurtma uçuruyorlar batan güne karşı aynı anda. Kavga ettikleri de olmuyor değil, yalnız çocukları değil, kadınları ve erkekleri de. Halılar yıkanıyor hortumlarla soğuk betonlar üzerinde elbirliğiyle. Şenlikler de oluyor bazen, sokaklarda masalar kuruluyor ve konu konu komşu hep davetli, garibanlar bile. Ama iş eğlenmeye gelince sen asıl o zaman gör eğlence nasıl olurmuş. Saçlar yaptırılıyor en frapan giyisiler giyiliyor, makyaj tam, hem de topuklu ayakkabılar. En iyi kim göbek atıyor görelim bakalım. Çoluk, çocuk yaşlılar ve herkes, hep birlikte uzanıyor geleceğe doğru kentin sokaklarıyla birlikte.

Ulus-Altındağ bölgesi, aslında bir Roma kenti olan Ankara’dan geriye kalanlar olarak tanımlayabileceğimiz kentsel özelliklere sahip ve  başkentin uzun bir zaman için unutulup, son yıllarda  ise kazançlı bir rant merkezine dönüştürülebilme olanağına sahip olduğu için hatırlanıp gündeme gelmiş, eski kente ait tarihi dokuyu ve yaşam kültürünü barındıran bir yerleşim alanı. Bu bölge sadece Ankara’nın değil ülkemizin de önemli tarihi-kentsel alanlarından bir tanesi. Ulus tarihi dokusunun yanısıra, etnografik açıdan da oldukça zengin bir bölge. 1980’li yıllarda Anıtlar Yüksek Kurulu’nun aldığı bir karar ile bölge koruma altına alınmış, tamirat yapılması “bir çivi bile çakılması” yasaklanmıştı. Geçen 30 yıl içinde ise, koruma altına alınan evler zamana yenik düşmeye başladı, eskidi ve köhneleşti. Bu durum, yıkma ve yenisini yapma anlayışına yol açtı. Yetkili kurumlar tarafından izlenen bu yöndeki politika ise, “Ev sahibi olarak siz restore edebilirsiniz, ama mimari proje bizden, müteahhiti biz belirleyeceğiz, işçilik de bizden” diyen belirleyici öneri ya da “Evinizi satın ve gidin” biçiminde bir yaklaşım oldu. Maliyetler yüksek olduğu için de arsa sahipleri evlerini ve arsalarını çok düşük bedellere satmak zorunda kaldılar, kalıyorlar.

Yahudi Mahallesi’nden Hamamönü’ne, Çerkes Sokak’tan Çıkrıkçılar Yokuşu’na, yokuştan Kale’ye, Kaleden İsmet Paşa’ya, Ulus meydanından Hacıbayram’a, Hacıbayram’dan Bentderesi’ne uzanan ve farklı kültürlerin, farklı inançların, farklı yaşam biçimlerinin hikayesini barındırmış olan bu bölgenin,duymasını bilen herkese söyleyecek bir sözü var.

Burada yapılan çalışma öncelikli olarak kentin yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan tarihi-mekansal-estetik değerlerinin geleceğe bir belge olarak aktarılması amacıyla yapılmıştır.

Özgeçmiş: Hakkı Üncü, 1965 yılında İstanbul’da doğdu. Ankara Üniversitesi Klasik Arkeoloji bölümünden mezun oldu. Fotoğrafçılığa 1990’lı yılların başında, ‘Photo-Globe’ dergisinde gezi fotoğrafçısı ve Foto-Röportör olarak başladı. Daha sonra 1994-1997 yılları arasında ‘Aktüel’ haftalık dergisinin Ankara foto-muhabirliğini yürüttü. Bu iki derginin yanı sıra Sabah, Yeni yüzyıl, Skylife gibi yayın organlarında pek çok çalışmaları yayınlandı. Halen Ortadoğu Teknik Üniversitesi Yerleşim Arkeolojisi bölümünde arkeolog olarak görev yapmaktadır.